Radyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İkizceli: Aşılamaya bağlı tek taraflı lenf bezi tutulumu, meme kanseriyle karışabilir


25-04-2021 17:58

Koronavirüs aşılamaları arttıkça, özellikle 50 yaş üzeri kadınların mamografi taramalarında tek taraflı koltuk altı lenf bezi tutulumlarına sıkça rastlamaya başladıklarını söyleyen Radyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Türkan İkizceli uyardı: “Aşıya bağlı da olabiliyor. Bu, bağışıklık sisteminin bir yanıtıdır ve geçicidir. Özellikle tek taraflı lenf tutulumlarında meme kanseri şüphesiyle ileri tetkikler yapmak yerine 3 ay takip öneriyoruz. Radyologların, hastanın aşı ya da kovid geçmişini sorgulaması; hastaların da mamografiye gittiğinde aşı takvimi ya da geçirilmiş kovid enfeksiyonunu mutlaka doktorlarına bildirmeleri gerekiyor. Öte yandan kovid nedeniyle tek mamografi taramasını aksatan kadınlarda bile kanserden ölüm riski artıyor. Maalesef önümüzdeki 10 yıl meme kanserinden ölümlerde artış bekliyoruz.”


 

Meme kanserinin en önemli belirtilerinden biri olan koltuk altı lenf bezlerindeki tutulumlar, vücudun bağışıklık yanıtı nedeniyle bazen enfeksiyon ya da aşıdan sonra da gelişebiliyor. Ancak aynı dönemde mamografi taramasına giden kadınlarda, özellikle tek taraflı lenf tutulumu, meme kanseriyle karışabiliyor.

Enfeksiyonlarda genellikle çift taraflı tutulum olduğu için, çoğu zaman meme kanserinden kolaylıkla ayırt edilebildiğini belirten Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği İdari Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Türkan İkizceli, memede kitle olmasa da tek taraflı lenf tutulumlarında
  kanser şüphesinin akla daha çok geldiğini belirterek, “Kovid aşılamalarının artmasıyla beraber, mamografi taramasına gelen kadınlarda tek taraflı lenf tutulumlarına daha sık rastlamaya başladık. Özellikle aşı yaş takviminin düşmesiyle beraber, bu tip olgulara çok daha fazla rastlayacağımızı düşünüyoruz. Hastaların gereksiz yere biyopsi gibi ileri girişimsel tetkiklere yönlendirilmemesi için, radyologlar arasında bu konuda bir farkındalık oluşmalı. Hastalarımızın da mamografi taramasına gittiklerinde, doktorlarına mutlaka aşı takvimleri ve varsa kovid enfeksiyonu geçmişini bildirmesi gerekiyor” dedi.


 

“AŞILAMALAR BAŞLADIĞINDAN BERİ, TEK TARAFLI TUTULUM DAHA ÇOK GÖRÜYORUZ”

Kovid pandemisiyle beraber özellikle yoğun akciğer tutulumu olan hastalarda, iki taraflı aksiller (koltuk altı) lenf tutulumuna sıkça rastladıklarını anlatan Yrd. Doç. Dr. İkizceli, “Fakat son zamanlarda aşı başladığından bu yana, daha çok tek taraflı aksiller lenf nodu tutulumu gördüğümüz vakalar dikkatimizi çekiyor. Bu bir immün yanıt, geçici bir durum. Zaten çift taraflı tutulumlarda hastada enfeksiyon geçmişi de varsa, tanıda çok fazla zorlanmıyoruz. Ama 40-50 yaş üzeri kadınlarda mamografi taramasında tek taraflı lenf tutulumu varsa, normalde aklımıza meme kanseri gelir. Önümüzdeki günlerde aşılamanın çok daha artacağını düşünecek olursak, radyologların bu konuda farkındalığının artmış olması gerekiyor. Çünkü eş zamanlı meme kanseri bulguları ile karışabilir veya aşıya bağlı bu aksiller tutulum, meme kanseri açısından yanlış pozitif teşhislere neden olup hem hastanın psikolojisini olumsuz etkileyebilir, hem de ek radyolojik işlemlerin artmasına, girişimsel yöntemlerin gereksiz kullanımına ve sağlık maliyetlerinin de yükselmesine neden olabilir” diye konuştu.

“NORMALDE BİYOPSİYLE EMİN OLMAK İSTERİZ”

Meme kanseri taramasında üzerinde durulan en önemli unsurun hastanın kişisel öyküsü olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. İkizceli, şunları ifade etti:

“Meme kanseri şüphesiyle ileri aşama tetkikler için en belirleyici faktör, hastanın yaşının yanı sıra aile öyküsüdür. Ailesel risk faktörü olan bir kadında, 40 yaş üzeri ya da daha genç olsun fark etmez, tek taraflı lenf tutulumu varsa, biz her zaman şüphe ile bakıyoruz. Bu dönemde öncelikle ileri inceleme metodu olarak meme MR’ı kullanılabilir. Mamografi zaten kullandığımız bir yöntem. Ama mutlaka histopatolojik olarak adını koymak durumunda kalıyoruz. Çünkü göremediğimiz bir okült meme kanseri dediğimiz (meme dokusunda kitle olmayan ama lenflerden birinde ortaya çıkabilen kanser) durum olabilir. Onu ekarte etmemiz gerekiyor. Bütün görüntüleme yöntemlerine rağmen tanı koyamadığımız durumlarda, mutlaka biyopsiyle emin olmak isteriz.”

“AŞI OLANDA ÖNCELİK BİYOPSİ DEĞİL, KISA ARALIKLARLA 3 AYLIK TAKİP”

Yrd. Doç. Dr. Türkan İkizceli, aşı hikayesi olan, aşıdan bir ya da iki hafta sonra çektirilen mamografide tek taraflı bir lenf tutulumu görülen hastaların artık ilk olarak hemen biyopsi gibi ileri incelemelere yönlendirilmesi yerine, kısa aralıklarla takibinin önerildiğine dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu: “Bu takip genellikle 4 hafta arayla, 3 ay şeklinde planlanır. 3 ay sonra, hala bu tutulum devam ediyorsa, o zaman eşlik eden bir meme kanseri olduğu da düşünülerek bunun biyopsi ile tanısının konulması gerekiyor. Mamografi taramasına ya da herhangi bir meme şikayeti ile kontrole gelmiş hastaların mutlaka ve mutlaka Kovid tutulum geçmişini veya aşı takvimini doktorlarına bildirmeleri gerekiyor.”

“3 AY, ÇOK BÜYÜK BİR GECİKMEYE NEDEN OLMAZ”

Aşıdan sonra çok sık görülen bir tablo olmaya başladığı için tek taraflı lenf tutulumlarında biyopsiden önce takip tercih ettiklerini belirten Yard. Doç. Dr. İkizceli, bunun olası bir kanser durumunda gecikmeye neden olup olmayacağı konusunda ise şu bilgileri verdi:

“Bu hastalarda diyelim bir de altta yatan meme kanseri var gerçekten. 3 ay sonra teşhisini alması, çoğu tümör açısından kanserinin ilerlemesi anlamında çok büyük bir risk oluşturmuyor. Çünkü meme kanserinin olumlu tarafı, özellikle erken evrede tespit edilen meme kanserlerinde, ‘tumor doubling time’ dediğimiz, tümörün çifte katlama zamanı uzun bir süreç alıyor. Yani aksiller lenf nodundaki şüpheli tutulumun adını koyuncaya kadarki bu üç aylık takip süresinde meme kanserinde bir ilerleme genellikle olmuyor. Bu nedenle bunu öncelikle enfeksiyon ve aşıya yönelik düşünüp takip ettikten sonra eğer hala sebat ediyorsa ileri incelemeye geçebiliriz.”

“SON MAMOGRAFİ TARAMASINI ATLAMAK BİLE RİSKİ YÜZDE 29 ARTIRIYOR”

Pandemi nedeniyle mamografi taramalarını aksatan kadınların sayısının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arttığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. İkizceli, önümüzdeki 10 yılda meme kanserine bağlı ölümlerin artmasından endişe edildiğini belirtti. Bu konuda yapılan çalışmalara göre mamografi taramasına aksatmadan devam eden bir kadınla, tek bir taramayı dahi kaçıran bir kadın arasında risk açısından yüzde 29 fark oluştuğuna değinen Yrd. Doç. Dr. İkizceli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemiz, son 5-6 yıldır ulusal mamografi taramasına geçti ve bunun önemini gerçekten çok iyi gördük. Erken evre meme kanseri tespitinde, belirgin derecede artış oldu. Meme kanserinden ölümlerin azalması anlamına geliyor bu. Ama kovid döneminde maalesef kadınlar mamografi taramalarını aksattı. Polikliniklerde daha çok meme ağrısı veya enfeksiyon olgularını gördük geçtiğimiz yıl. Bunun ilerideki yansıması nasıl olacak, endişeliyiz. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki düzenli olarak mamografi ile meme taramasına katılan kadınlarla düzensiz, yani bazen yaptırıp arada bir taramasını atlayan kadınlar arasında bilimsel olarak meme kanserine yakalanma ve meme kanserinden ölüm riski açısından ciddi bir fark var. Taramalarına düzenli devam etmeyen kadınlarda, meme kanseri riski yüzde 50 daha yüksek. Sadece son taramasını atlayan kadınlarda bile yüzde 29 fark ortaya çıkıyor. Bu da önümüzdeki yıllarda kovidden dolayı meme kanseri taramasına, mamografiye gelmeyen olguları, erken evre meme kanseri olarak yakalayamayacağımız anlamına geliyor. Kendi pratiğimizde de özellikle şu sıralar en az evre 2 veya evre 3’de yakalayabildiğimiz olgular görüyoruz. Sorduğumuzda, 'Kovid vardı, 1 yıldır gelemedik kontrollere' diyor, hastalar. Maalesef eski verilere dayanarak yaptığımız çalışmalardan aldığımız bilgilere göre, önümüzdeki 10 yıl içerisinde meme kanserinden ölümlerde ciddi artış bekliyoruz. Bu nedenle de en önemli tavsiyemiz, ne olursa olsun özellikle mamografi taramalarının aksatılmaması gerektiği.”


 


 


Bu site, daha iyi bir kullanıcı deneyimi için tanımlama bilgileri kullanır. İzin verir misiniz?